MEDYA BÜLTENİ

Tanıdık İsimlerle Yepyeni Bir Grup “DURUP DURURKEN”
İlk Albümü “Yeryüzüne Merdiven”’le
Nitelikli Müzik Dinleyicilerinin Karşısında !


Yeni Türkü Lise ve Üniversite dönemlerinde kurulan arkadaşlıklardan doğmuş, seksenli ve doksanlı yıllarda çıkardığı albümlerle büyük bir hayran kitlesini peşinden sürüklemişti... Yeni Türkü şarkılarının sözleri ve besteleri kadar, enstrüman soloları da birer kült haline gelmiş ve her bir grup elemanı dinleyenler tarafından ayrı ayrı bilinir ve izlenir olmuştu. 1997 yılında dağılan Yeni Türkü, daha sonra yola farklı bileşimlerle ancak aynı isimle devam etti...

Yeni Türkü’nün unutulmaz elemanlarından; blok flüt, yan flüt, klarinet soloları ve seslendirdiği şarkılarla kulaklarda yer etmiş olan Fuat Oburoğlu, yine Yeni Türkü elemanlarından bas gitarist Tuğrul Bayrak’ın da yer aldığı yeni bir grup ve yepyeni bir çalışmayla yeniden nitelikli müzik dinleyicilerinin karşısında...

Fuat Oburoğlu herhalde en çok; “Başka Türlü Bir Şey”’ ve “Dolunay”daki yan flüt sololarıyla; “Süper Baba” dizisinin unutulmaz şarkısı “Bana Bir Masal Anlat Baba”nın blok flütle çaldığı ezgisiyle; ve hala dillerdeki “Yedikule”, “Külhani”, “Eski Dostlar”... gibi şarkıları söyleyen sesiyle zihinlerde yer etmiştir...

Kuruluş yıllarından başlayarak 1993’e kadar Yeni Türkü’de yer almış olan Tuğrul Bayrak ise bas gitarıyla olduğu kadar, elbette başından eksik etmediği şapkası ile de hatırlanacaktır...

Şimdi Fuat Oburoğlu ve Tuğrul Bayrak, iki yeni isim, Hülya Aras ve Devrim Özonur ile birlikte “DURUP DURURKEN” adlı yepyeni bir grup olarak “Yeryüzüne Merdiven” adlı albüm ile yeniden kulaklarımıza hitap ediyor.

Grubun temeli; Fuat Oburoğlu’nun, yakın arkadaşı Erden Çelik ile 2001 yılında bir araya gelip yeniden müzik çalışmalarına başlaması ile atılır... 2002 yılında Hülya Aras’ı da aralarına alan iki arkadaşın müzikteki yolları Erden Çelik’in üzücü sağlık sorunları nedeniyle zorunlu olarak ayrılır... Bir süre Fuat Oburoğlu ve Hülya Aras ile iki kişi olarak devam eden oluşum, 2003 yılında Devrim Özonur ve Tuğrul Bayrak’ın da katılımıyla bir grup halini alır... Grup üyelerinin diğer yandan devam eden meslek yaşamları kesintisiz bir müzik çalışmasına izin vermese de grup zaman zaman ayları bulan duraklamalarla, ancak hep istekle ve dostlukla yoluna devam eder...

Ve sonunda “Yeryüzüne Merdiven” albümü çıkar ortaya...
“PAN YAYINCILIK” tarafından büyük bir özenle yayımlanan albümdeki bestelerin tümü Fuat Oburoğlu’na, gruba adını veren “Durup Dururken” adlı şarkı da dahil olmak üzere sözlerin bir kısmı Erden Çelik’e, çoğunluğu ise Fuat Oburoğlu’na ait. Fuat Oburoğlu yine solo vokal, vokal, akustik gitar, blok flüt, flüt ve klarinette, Tuğrul Bayrak her zaman olduğu gibi bas gitarda, Hülya Aras solo vokal ve vokallerde, Devrim Özonur ise solo vokal, vokal, klasik ve solo gitarlarda yer alıyor albümde....

Albüm son zamanların birbirine benzeyen melodilerinden uzak, çoktandır özlenen bir müzik sunuyor dinleyicilere...

Şarkılar, dikkatle dinlemeye değen, hep bir şeyler anlatmaya çalışan, kafalarda ve kalplerde bir yerlere dokunan sözlerle; yepyeni ama tanıdık, güçlü ama sıkıcı olmayan melodilerin, armonilerin sürükleyici bir bileşimi...

“DURUP DURURKEN”’in bileşimi ise oldukça ilginç: Üyeleri iki ayrı dönemin mühendis ve mimarlarından oluşan grubun oldukça “teknik” bir yapısı var... 1953 doğumlu ve ODTÜ Mimarlık mezunu olan Fuat Oburoğlu; Yeni Türkü’deki çalışmalarını yıllarca aynı zamanda mimar ve üst düzey yönetici olarak çalışıp diğer mesleğinden kopmadan götürmüş... Son dört yıldan bu yana ise artık yalnızca müzikle ilgileniyor...

1951 doğumlu Tuğrul Bayrak, ODTÜ Jeoloji Mühendisliği mezunu olmasına karşın profesyonel yaşamını hep bilgisayar sektöründe ve Yeni Türkü çalışmaları ile eş zamanlı yürütmüş. Şu anda ortağı olduğu bir bilişim firmasında yazılım üreterek yine sektörde hizmet veriyor.

1968 doğumlu Hülya Aras, ODTÜ Çevre Mühendisliği mezunu ve meslek yaşamını mühendislik ve danışmanlık sektöründe sürdürmüş. Müzik çalışmaları, Erden Çelik ve Fuat Oburoğlu ile tanışana kadar amatör düzeyde şarkı söylemekten öteye geçmemiş... Şu anda uluslararası bir çevre danışmanlık ve mühendislik firmasında üst düzey yönetici olarak görev yapıyor.

1972 doğumlu Devrim Özonur, İTÜ İşletme Mühendisliği mezunu ve uluslararası bir kargo-lojistik firmasında üst düzey yönetici olarak görev yapıyor. Daha önce amatör düzeyde müzik çalışmaları yapan Özonur’un, canlı performanslar ve albüm kayıtlarında profesyonel deneyimleri de bulunuyor...

Gruba “Yeryüzüne Merdiven” albümünün tamamlanmasından sonra katılan 1976 doğumlu Barış Tığlı ise grubun yeni davulcusu... Trakya Üniversitesi İşletme bölümünden mezun olan Tığlı, uzun zamandır profesyonel bir müzik yaşamı sürdürüyor.
BASIN BÜLTENİ
PDF
0,5 MB
LÜTFEN TIKLAYINIZ
BASIN BÜLTENİ
DOC
2,5 MB
LÜTFEN TIKLAYINIZ
Durup Dururken için sorular
Aslı Delikara

1)Grup isminizin bir hikayesi olmalı? Bir şarkınızın da adı aynı zamanda.
Grup ismi bulmak hiç kolay olmadı; bütün güzel grup isimleri kapılmış nedense ?


Sonunda “Yeryüzüne Merdiven” ile “Durup Dururken” arasında bir seçim yapmak gerekti... Ve ortaya çıkışımızı gerçeğe yakın bir biçimde tanımlayan bu isimde karar kılındı, söylemesi biraz uzun ama biz memnunuz... 

2)İçinizde güzel sanatlarla en çok ilişkisi olan bir mimar. Ki mimarlık bile sayılarla alışverişi olan bir sanat. Bu bilimsel ve teknik eğitim sanatınıza nasıl yansıdı? (yansıdı mı?)

Çoğunluk olarak bilimsel ve teknik eğitim almış olmamız yaptığımız işlere değil de (sanatsa eğer tabii ?) üretim metodlarımıza yansıdı diyebiliriz... Rasyonel çözümlere yönelmek ve söylemek istediklerimizi açıkça ortaya koymayı istemek de bu durumun doğal sonuçlarından sayılır herhalde... Kesin olan bir şey varsa o da; her daim görüş birliği sağlanıyor anlamına gelmemek kaydıyla az konuşarak çok anlaşabiliyor olmamızdır...  

3)Müzik türünüzü nasıl tanımlıyorsunuz? Türkçe sözlü müzikte rock, sanat ya da halk müziği değilseniz her müzik market sizi başka şekilde sınıflıyor. Bu konuda söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Bizimkisi “bize has” bir müzik herhalde; kategorize etmek pek kolay olmuyor... Biz bu albümü yaparken şunları hedefledik:  İnsanlar alsın dinlesin, dinlerken de bu şarkı da şunun aynısı demeden sonuna kadar rahatlıkla dinlesin, melodiler kulağa aşina olsun; ama sözleri de bir şeyler anlatsın, arka arkaya gelen güzel kelimeler değil, anlamlı bir bütün olsun istedik. Bu albümle belki de “Popüler müzik bize göre böyle olmalıdır.” dedik. Belli bir kitle hedeflememiştik tüketici olarak ama her halde 30’lu yaşların üzerinde, en azından hafif romantik, demokrat kafalı, özgür düşünmeyi seven bir kitle tüketiyor bizim müziği... Hakkımızda daha çok şey merak edenlere web sitemizi öneririz: “durupdururken.com”

4)Grup üyelerinden Fuat Oburoğlu ve Tuğrul Bayrak daha önce Yeni Türkü’de müzik yapıyordu. Durup Dururken’in de Yeni Türkü’ye yakın br müzik zevkine hitap ettiğini söyleyebilir miyiz?

Böylesi bir yakınlıktan çok somut olmamak kaydıyla söz etmek mümkündür herhalde... Müzik grupları (ve daha değişik, ortak üretim amaçlı gruplar) her zaman hem sayısal toplamlarını hem de daha büyük ve değişik değerleri üretirler kanaatindeyiz. Bir başka deyişle; bir artı bir daima ikiden büyük ve farklı olur... Bu durumda; bizden iki kişinin eski üyesi olduğu, diğerlerinin de hayranı olarak büyüdüğü bir grubun müziği ile bizimki arasında bu çerçevede bazı yakınlaşmalar olmasını doğal karşılamak gerekir diyoruz...

5)Şarkılarınızda yansıttığınız samimi, mütevazi yaklaşım, toplumda giderek kaybolan değerler arasında. Siz bu piyasada kendi yolunuzu nasıl açtınız?

Biz bu piyasada yerimizi şu ana kadar çok da iyi açamadık aslına bakarsanız... Dünyaya paralel olarak diyemiyoruz, çünkü biz çok daha beter durumdayız ve gerçek şu ki; ulusal müzik işkolumuz çökmüş durumda...  Hiç kimse kaydedilmiş müziği satın almak istemiyor. Bunun nedeni belli; para harcamadan da ulaşılabiliyor zira... Bu durumun en belli başlı sonucu müzik üretiminin çarpıcı oranda azalması oldu. Diğer taraftan canlı müziğin tüketilme oranı en üst düzeye ulaştı. Prodüktörler albümlerini yayımladıkları müzik işçilerinin canlı işlerine peşinen ortak olmaya başladılar. Ancak yine bu durumun bazı yararları da olabilecektir, üretilen müziğin nitelikleri açısından... Yani kalite ister istemez artacaktır diye umuyoruz. Prodüktörler daha bir ince eleyip sık dokuyacaklardır her halde ürünlerini satabilmek için... Bu durumda sizin de dikkatinizi çeken; şarkılarımızda yansıttığımız ve toplumda giderek kaybolan değerler arasında sayılan bu samimi, mütevazi yaklaşımımız, eğer sabırlı olabilirsek ve üretmeye devam etmeye de dayanabilirsek bizim yolumuz da açacaktır diye umuyoruz...

6)Rebetiko’yu Türkiye’ye ilk getiren sanatçılar arasındasınız. Yeryüzüne Merdiven’de rebetiko, ya da anonim bir uyarlamaya yer vermemişsiniz. İleride bu türe daha fazla ağırlık verecek misiniz?

Bu albüm ilk olduğu için tamamen bizim şarkılarımızdan oluşsun diye bir düşüncemiz olduğu için yer vermemiştik... Ama konserlerimizde hem rebetikolar, hem de geçmişten gelen çok tanınmış şarkının tarafımızdan düzenlenmiş hallerini seslendiriyoruz. Böyle örnekleri ileride kaydetmek ve yayımlamak da istiyoruz. Bu duruma hiç bir itirazımız ya da çekincemiz yok.

7)Profesyonel olarak hayatınızı kazandığınız işlerinizin yanı sıra müzikle de ilgilisiniz. Müzik iş yaşamınıza neler katıyor? Yoğun çalışan, krizle boğuşan bizlere müzikle ilgili nasıl bir tavsiyeniz olur?

İlgilediğimiz müzik; iş yaşamımızda bize bazen moral vererek, bazen gerilim yaratarak geri dönüyor diyebiliriz... Yoğun bir iş toplantısının ortasında akşamki konserin aklınıza gelmesi her iki duruma da kapı açar takdir edersiniz ki... Müzik dinlemek bir pencereden bakıp sürekli değişen manzaraları izlemektir belki ama bir çalgı çalmak, şarkı söylemek dünya değiştirmektir, her üçünü de mutlaka yapmanızı öneririz...

8)Konser performansınızda, geçmiş dönemde yaptığınız, hepimizin severek dinlediği müziklere de yer veriyorsunuz. Bir hatırlatma yapmak istersek, örnekler verebilir misiniz?

Konserlerde “Yeryüzüne Merdiven” albümümüzde yer alan ve almayan kendi şarkılarımız dışında Türkçe ve Elence sözlü rebetikolara, geçmişte ülkemizde çok ünlü olmuş Yunan popüler müziği örneklerinin orijinallerine, yine çok popüler olmuş, kanto, türkü, alaturka ve Azeri şarkılarına kendi düzenlemelerimizle yer veriyoruz.

9)GHETTO’da vereceğiniz konser aynı zamanda yeşillerle dayanışma konseri.  Grup olarak bu alana, yeşil politikaya dair bir sempatinizden söz edebiliriz sanıyorum. Özellikle de solistiniz Hülya Aras, Çevre Mühendisiyken ve ÇED Uzmanlığı yapıyorken, görüşlerini öğrenmek isteriz.

10)GHETTO konserinde bizi nasıl bir performans bekliyor?

Bir saat civarında bir konser olacak galiba... Kendi şarkılarımızdan bir kaç örnekle yetineceğiz bu konserde ve daha çok o günün “anlamına uygun” bir biçimde, “kurtlarını dökmek”, birlikte şarkı söylemek isteyenler için çok tanıdık ve çok eğlenceli bir repertuarla ve kalabalık bir kadroyla sahneye alacağız, bizi tanıyan tanımayan herkesi bekleriz, çok eğleneceklerine düşünüyoruz...